Ana içeriğe atla
Bu web sitesi, kadın sağlığına ilişkin bilgilendirici içerikler sunmak ve farkındalık oluşturmak amacıyla Prof. Dr. Mustafa Ulubay tarafından hazırlanmıştır.
mustafaulubay.com'a git
Menü

Üreteral Endometriozis Nedir, Tedavisi Nasıldır?

Üreteral endometriozis, idrar yollarını etkileyerek böbrek fonksiyonlarını tehlikeye atan ve acil müdahale gerektiren ciddi bir klinik tablo olarak değerlendirilmektedir. Belirtilerinin böbrek taşı veya basit mesane sorunlarıyla karıştırılması, tanı sürecini zorlaştırmakta ve organ hasarı riskini artırmaktadır. Prof. Dr. Mustafa Ulubay kliniğinde; anatomik olarak zorlu bir bölgede yer alan bu hastalık, böbrek sağlığını güvence altına almak amacıyla üst düzey cerrahi uzmanlık ve hassasiyetle tedavi edilmektedir.

Üreteral Endometriozis Nedir?

Üreteral endometriozis; endometrial benzeri dokunun, idrarı böbreklerden mesaneye taşıyan ince tüpler olan üreterleri (idrar yolları) tuttuğu derin infiltratif hastalığın bir formu olarak tanımlanmaktadır. Prof. Dr. Mustafa Ulubay kliniğinde bu klinik tablo, hastalığın böbrek fonksiyonlarını tehdit edebilme potansiyeli taşıması nedeniyle acil ve uzman düzeyinde bir yönetim gerektiren ciddi bir durum olarak değerlendirilmektedir.

Hastalığın idrar yolunu etkileme biçimi temel olarak iki ana mekanizma üzerinden gerçekleşmektedir:

  • Ekstrinsik Kompresyon (Dıştan Bası): Üreterin dışında yer alan endometriozis nodüllerinin veya yoğun yapışıklık dokusunun tüpleri bükmesi veya sıkıştırması sonucunda idrar akışının engellenmesi durumudur.
  • İntrinsik İnfiltrasyon (İçsel Nüfuz): Hastalığın doğrudan üreter duvarının içine doğru büyümesiyle içsel bir daralmaya yol açması tablosudur. Bu durum, idrarın geri basıncı nedeniyle böbrekte tehlikeli bir şişme (hidronefroz) ile sonuçlanabilmektedir.

Üreterlerin karın zarı arkası boşluğun derinliklerine gömülü olması ve ana pelvik sinirler ile kan damarlarına çok yakın bir konumda bulunması sebebiyle, üreteral endometriozisin cerrahi tedavisi teknik açıdan en zorlu prosedürlerden biri olarak kabul edilmektedir.

Bu karmaşık yapı, böbrek hasarı halihazırda başlayana dek sıklıkla basit mesane sorunları veya böbrek taşları olarak yanlış teşhis edilmektedir. Prof. Dr. Mustafa Ulubay kliniğinde bu tür riskli vakalar, organ hasarını önlemek ve kalıcı iyileşme sağlamak adına üst düzey bir cerrahi hassasiyetle yönetilmektedir.

Üreteral Endometriozisin En Sık Görülen Belirtileri

Üreter tutulumuna ait semptomlar genellikle sinsi ve belirsiz bir klinik seyir izlemekte olup; genel idrar yolu rahatsızlıkları veya menstrüasyon (adet) dönemine bağlı pelvik ağrılar ile kolaylıkla karıştırılabilmektedir.

Kadınlarda Böğür Ağrısı ve Adet Döneminde Sırt Ağrısı

Klinik başvurularda hastalar tarafından sıklıkla "kadınlarda böğür ağrısı" ile "adet döneminde sırt ağrısı" veya "regl iken sırt ağrısı" şikayetleri dile getirilmektedir. Böğür olarak adlandırılan, kaburgalar ile kalça arasındaki orta sırt bölgesinin yan kısmında derin ve künt bir sızı tarif edilir. Söz konusu ağrının menstrüasyon günlerinde çok daha belirgin ve şiddetli bir hale geldiği gözlemlenmektedir.

Bu durum; üreterin endometriotik bası veya infiltrasyon nedeniyle tıkanıklığa uğradığına ve idrarın böbreğe doğru geri kaçmasına (hidronefroz) yol açtığına dair spesifik bir işarettir. Prof. Dr. Mustafa Ulubay kliniğinde bu tablo, olası böbrek kayıplarını önlemek adına asla göz ardı edilmemesi gereken son derece kritik bir semptom olarak ele alınmaktadır.

Döngüsel İdrar Yolu Değişimleri ve Regl İken İdrarda Kan

Birçok hasta tarafından adet dönemlerinde idrara sık çıkma veya aciliyet hissi bildirilmekle birlikte; üreteral endometriozis çok daha belirgin üriner rahatsızlıklara zemin hazırlayabilir.

Mesanenin dolum aşamasında hissedilen keskin, lokalize bir ağrı ve boşaltım sonrası dahi süren idrar hissi sık görülür. Ayrıca arama motorlarında araştırılan "adet döneminde idrarda kan" veya "regl iken idrarda kan" (hematüri) şikayeti, endometriozis dokusunun üreter duvarını aşarak idrar kanalının lümenine ulaştığını gösteren doğrudan ve kritik bir klinik bulgudur.

Fark Edilmeyen ve Sessiz İlerleyen Böbrek Hasarı

Üreteral endometriozis tablosunun en tehlikeli yönü, uzun süre tamamen belirti vermeyen "sessiz" bir seyir izleyebilmesidir. İdrar yolları önemli ölçüde daralabilmekte ve böbrek, hastada fark edilebilir bir ağrı uyandırmaksızın hidrostatik basınçla şişerek fonksiyon kaybına uğrayabilmektedir.

Bu nedenle Prof. Dr. Mustafa Ulubay kliniğinde yürütülen cerrahi planlama süreçlerinde, tüm retroperitoneal (karın zarı arkası) alanın haritalandırılması titizlikle yapılmaktadır; zira üreteral tutulumun derecesini saptamakta yalnızca ağrı seviyesini referans almak güvenli bir yaklaşım değildir.

Cerrahi Yaklaşım ve Tedavi Yöntemimiz

Prof. Dr. Mustafa Ulubay kliniğinde idrar yollarına nüfuz eden endometriozis hastalığına ilişkin temel cerrahi felsefe; önce güvenlik, daima fonksiyon prensibi üzerinden yürür. Üreteral endometriozis tedavisi, üst düzey bir cerrahi hassasiyet gerektirmektedir. Bu doğrultuda; üreterin tanımlandığı, hastalıklı doku içerisindeki yolunun dikkatle izlendiği ve endometriozis lezyonlarının üreter duvarından titizlikle soyularak temizlendiği hassas bir cerrahi süreç olan Laparoskopik Üreterolizis işlemi uygulanmaktadır.

Üreter, dinamik ve canlı bir anatomik yapı olduğundan; yüksek vaka deneyimine sahip cerrahi ekip tarafından, doğrudan organı besleyen kılcal kan damarlarını tespit edebilmek amacıyla özel büyütme sistemleri kullanılmaktadır. Hastalıklı dokuların temizlenmesinin ardından üreterin sağlıklı ve tam fonksiyonel yapısını sürdürebilmesini garanti altına almak için, söz konusu yaşamsal kan akışının korunmasına yönelik operasyon boyunca azami düzeyde dikkat gösterilmektedir.

Hastalığın doğrudan duvarın içine doğru büyüme gösterdiği intrinsik (içsel) infiltrasyon vakalarında ise; idrar akışını bütünüyle yeniden tesis etmek amacıyla, multidisipliner ekip tarafından üreterin hastalıklı bölümünün çıkarıldığı ve kalan sağlıklı uçların yeniden birleştirildiği segmental rezeksiyon (üretero-üreterostomi veya üretero-neokistostomi) işlemi başarıyla gerçekleştirilmektedir. Buradaki nihai amaç; böbrek fonksiyonlarını koruma altına almak, gelecekte stent veya kateter kullanımına duyulabilecek ihtiyacı önlemek ve hastaların yaşam kalitesini kısıtlayan kronik pelvik ağrıları bütünüyle ortadan kaldırmaktır.

Üreteral Endometriozis SSS

Üreteral endometriozis her zaman 4. evre hastalığın bir işareti midir?

Klinik değerlendirmelerde bu durum genel olarak evet şeklinde yanıtlanmaktadır. İdrar yolu tutulumu; pelvik yan duvarlara ve karın zarı arkasına kadar yayılım göstermiş olan Derin İnfiltratif Endometriozisin karakteristik bir göstergesi olarak kabul edilmektedir.

Üreterlerin anatomik olarak pelvik bölgenin derinliklerinde yer alması nedeniyle, hastalığın bu yapılara ulaşabilmesi ve nüfuz edebilmesi için genellikle ileri bir evreye ulaşmış olması gerekmektedir. Prof. Dr. Mustafa Ulubay kliniğinde uygulanan cerrahi yaklaşımın kapsamlı doğası da tam olarak bu anatomik gerçeğe dayanmaktadır; kalıcı klinik başarı için üretere müdahale edilirken pelvik bölgedeki diğer tüm lezyonlar da eş zamanlı olarak temizlenir.

Üreteral endometriozis sessiz bir seyir izliyorsa, teşhis süreci nasıl yürütülmektedir?

Standart ultrasonografi incelemelerinin üreteral darlıkları tespit etmede nadiren yeterli olduğu bilinmektedir. Bu nedenle teşhis sürecinde; cerrahi müdahale öncesinde üreterlerin haritalandırılmasını sağlamak amacıyla, retroperitoneal alana odaklanan MR veya BT ürografi gibi ileri düzey görüntüleme protokollerinden faydalanılmaktadır.

Cerrahi prosedür esnasında ise, karın zarı arkası boşluğun sistematik bir görsel ve dokunsal keşfi titizlikle gerçekleştirilmektedir. Prof. Dr. Mustafa Ulubay kliniğinde üreterler cerrahi olarak açığa çıkarılarak hastalıktan bütünüyle arındırıldıkları kesin olarak doğrulanır.

Cerrahi operasyon sonrasında kalıcı bir böbrek stentine ihtiyaç duyulacak mı?

Prof. Dr. Mustafa Ulubay kliniğinde yürütülen cerrahi planlamalarda, kalıcı stent kullanımından kaçınmak mutlak bir önceliktir. Vakaların büyük çoğunluğunda uygulanan titiz bir üreterolizis işlemi, normal organ fonksiyonlarının korunması için yeterli olmaktadır.

Cerrahi süreçte bir rezeksiyon ve uç uca birleştirme gerektiğinde ise mikrocerrahi tekniklerle anatomik onarım yapılır. Geçici double-J (DJ) stent uygulamalarına yalnızca doku iyileşmesini güvenceye almak için kısa süreliğine başvurulur ve iyileşme tamamlandığında stent hemen çıkarılır.

Randevunuzu Planlayın

Ağrılı adet görme ve endometriozis şikayetleriniz için modern cerrahi çözümlerimizle yanınızdayız. Uzmanlarımızla görüşmek için hemen randevu alın.

WhatsApp